İçeriğe atla
AR EN TR

Suriye Üç Aylık Değerlendirme Raporu – Nisan – Haziran 2026

مركز عمران للدراسات الاستراتيجية

30 يونيو 2026
13 دقيقة قراءة
PDF

I. Genel Özet ve Değerlendirme

Nisan–Haziran 2026 dönemi, Suriye sahasında bir önceki çeyrekte temelleri atılan entegrasyon adımlarının pratik şekilde sahaya yansıdığı, devletin şiddet tekelini yeniden tesis etme noktasında kritik adımların attığı ve iç toplumsal dinamikler ile dış tehditlerin eş zamanlı olarak yönetilmeye çalışıldığı bir süreç olmuştur. Bu süreçte özellikle Fırat’ın doğusundaki SDG kurumsal ve askerî yapısının adım adım merkezi otoriteye entegre edilmesi Suriye’nin egemenlik ve toprak bütünlüğü adına en somut başarı olarak öne çıkmaktadır. Binlerce silahlı unsurun ve asayiş personelinin Suriye ordusu ile İç Güvenlik Güçleri’ne entegre edilmesi, cezaevi ve adliye gibi sembolik egemenlik alanlarının Şam’a devredilmesi ve bölgenin parlamento seçimleri kanalıyla siyasi sisteme dahil edilmesi, merkezi yönetimin kontrolü ülke geneline yaydığını göstermektedir.

Devlet inşasının iç meşruiyet ayağını oluşturan “Geçiş Dönemi Adaleti” ise bu dönemin en ciddi sosyal risk alanına dönüşmüştür. Hükümetin eski rejim unsurlarını, savaş suçu faillerini ve işkence iddialarıyla anılan isimleri yargılama noktasında attığı somut adımlar 14 yıllık savaşın farklı etnik ve siyasi kimliklerle şekillendirdiği toplulukların biriktirdiği adalet ve tanzim beklentisini tam anlamıyla karşılayamamıştır. Geniş kitlelerdeki tatminsizlik, sivil gösterilerin yer yer rejim destekçilerini hedef alan kolektif ve şiddet yanlısı intikam eylemlerine evrilmesine yol açmıştır. Suriye hükümetinin kontrolü dışındaki tek bölge olmayı sürdüren Süveyda, İsrail yanlısı yerel Dürzi milislerin yönetimi altında yapısal bir istikrarsızlığa hapsolmuştur. Vilayetteki kamu düzeni yokluğu nedeniyle artan uyuşturucu kaçakçılığı ve Dürzi grupların kendi içindeki çatışmaları daha da dikkat çekici hale gelmiştir.

II. SDG’nin Entegrasyonu

1. Genel özet

  • Resmî belgelerdeki, “Suriyeli Arap” ifadesine yönelik Suriyeli Kürtlerin tepkisinin ardından, daha kapsayıcı bir vatandaşlık terimi olarak “Suriyeli” ibaresi kullanılmaya başlandı.
  • Savunma Bakan Yardımcısı Sipan Hemo (eski SDG komutanı), Savunma Bakan Yardımcısı Fehim Issa (eski SMO komutanı) ile görüştü.
  • Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, entegrasyon sürecini görüşmek üzere Mazlum Abdi ile doğrudan bir görüşme gerçekleştirdi.
  • Guveyran Cezaevi ve Haseke’deki merkez adliye binası Şam hükümetine devredildi.
  • SDG’ye bağlı ilk 100 Asayiş mensubunun Suriye İç Güvenlik Güçleri’ne entergrasyonu için mülakatlar başladı.
  • Ahmed Şara’nın cumhurbaşkanlığı kararnamesi kapsamında, Esad rejimi döneminde pasaport hakkından mahrum edilen 10.500 Kürt, vatandaşlık işlemleri için başvuru yaptı.
  • Türkiye Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Türkiye’nin Nusaybin-Kamışlı sınır kapısını açmaya hazır olduğunu açıkladı.
  • Kuzeydoğu Suriye’de yaşayan Afrin’li son grup da evlerine döndü.
  • Fırat’ın doğusundaki dolaylı seçimler tamamlandı. Üçü ENKS’den ve biri bağımsız olmak üzere dört Suriyeli Kürt aday meclise girmeye hak kazandı.
  • Kimliği belirsiz kişiler, Kobani kırsalında El-Şuyuh yakınlarında Şam hükümetine bağlı İç Güvenlik Güçleri kontrol noktasına saldırı düzenledi.
  • Suriye Savunma Bakan Yardımcısı Sipan Hemo (eski SDG komutanı), Kobani, Haseke, Kamışlı ve Derik’te bulunan dört SDG tugayının tamamının Suriye Savunma Bakanlığı’na entegre edildiğini açıkladı.
  • Rudaw tarafından aktarılan habere göre, Suriye’deki Kürtçe eğitim müfredatı Türkiye’deki Mardin Artuklu Üniversitesi tarafından hazırlanacak.
  • Haseke kentindeki protestocular, hükümetin Kürtçe-Arapça tabelayı kaldırmasının ardından yeni Arapça-İngilizce yazılmış resmi adliye tabelasını tahrip etti.
  • Mazlum Abdi, olası bir Türkiye’ye ziyaretin gerçekleşmesi haline Abdullah Öcalan ile görüşebilmeyi umduğunu ifade etti.
  • Haseke Valisi, Kamışlı-Nusaybin sınır kapısının açılmasının biraz daha zaman alma ihtimaline rağmen entegrasyon sürecinin olumlu ilerlediğini ifade etti.
  • Bir SDG kaynağı, şimdiye kadar 4.000 SDG mensubunun İç Güvenlik Güçleri’ne, 5.000 SDG’linin orduya entegre edildiğini, 1.000 SDG mensubunun Afrin’e döndüğünü ve 1.000’i kadın olmak üzere toplam 9.000 SDG unsurunun entegrasyonu için müzakerelerin devam ettiğini söyledi.
  • Mazlum Abdi, ABD Temsilcisi Barrack ve Neçirvan Barzani, SDG’nin devam eden entegrasyon sürecini görüşmek üzere Erbil’de üst düzey bir toplantı gerçekleştirdi.
  • Eski SDG mensupları, Haseke’de M4 otoyolunda bir askeri otobüse saldırı düzenledi ve Suriye ordusunun 60. Tümeni’nden 12 kişiyi yaraladı.
  • Mazlum Abdi ve Elham Ahmed Fransa’nın da aralarında olduğu bir Avrupa turunda çeşitli ziyaretler gerçekleştirdi

2. Neden Önemli?

Geçtiğimiz üç aylık dönemde yaşanan çatışmalar sonrasında varılan entegrasyon anlaşmasının sahada uygulanması açısından Nisan – Haziran 2026 dönemi bir hayli önemliydi. Nitekim bu dönem entegrasyon sürecinin teknik ilerleyişini ve akıbetini belirleyecekti. Bu dönemdeki entegrasyon bağlamındaki başarılar silahlı unsuların entegrasyonu, Suriye’nin toprak bütünlüğü, devletin şiddet tekelini eline alması ve ülkedeki devlet dışı silahlı yapılara son verilmesi olarak görülebilir. Devrimci grupların bir ordu olarak birleşmesinin ardından, SDG’nin entegrasyonu süreci Suriye açısından güvenlik alanındaki en önemli gelişmedir. Mevcut olarak entegrasyon sürecinde Suriye hükümetinin eski SDG mensuplarını orduya alması, maaşlarını ödemesi ve komuta kontrol kademelerinin belirginleşmesi gibi önemli gelişmeler olmuştur. Bu bağlamda en çok dikkat çeken olgu hem orduya hem de İç Güvenlik Güçleri’ne entegrasyon sürecinin bağımsız SDG askerî yapısının korunarak değil, merkezi otoritenin adım adım kontrolü ele aldığı bir çerçevede ilerlemesidir. Ancak sürecin tamamlanmadığını ve kat edilmesi gerekilen uzun bir yolun olduğunu belirtmek gerekmektedir.

Söz konusu üç aylık dönemde yaşanan provokasyonların göreceli olarak düşük seviyede kalması, sürecin ilerleyişi açısından ümit vaat etmektedir. İlaveten, Fırat’ın doğusunda Suriye meclis seçimlerinin düzenlenmesi ve üçü Suriye Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) ve biri bağımsız olmak üzere dört Kürt milletvekilinin seçilmiş olması Suriye’nin demografik ve demokratik temsiliyeti noktasında önemli bir gelişme olmuştur.

III. Geçiş Dönemi Adaleti

1. Genel özet

  • Sednaya katliamının kötü şöhretli faillerinden biri olan Amcad Yusuf güvenlik güçleri tarafından yakalandı.
  • Eski rejim yetkililerine yönelik ilk davalara Atıf Necib’in yargılanmasıyla başlandı.
  • Doğu Guta’daki kimyasal saldırılardan sorumlu olan General Adnan Halva güvenlik güçleri tarafından yakalandı.
  • Sednaya Cezaevi’nde ağır işkenceleri gösteren, Esed dönemi tarihî görüntü kayıtları dolaşıma sokuldu ve kamuoyundaki duygusal tepkileri artırdı.
  • Esed rejimi döneminde çok sayıda savaş suçuna karıştığı tespit edilen eski Tuğgeneral Vecih Abdullah Suriye İçişleri Bakanlığı tarafından yakalandı.
  • Şam’daki Dördüncü Ceza Mahkemesi, Beşar Esed, Mahir Esed, Luay el-Ali ve diğer sanıklarla ilgili yüksek profilli davaların devam edeceğini açıkladı. Mahkeme ayrıca tüm bu isimlerin mal varlıklarına el konulması yönünde resmî karar aldı.
  • Esed rejimine bağlı milis komutanı Şuayip Mahmut İbrahim 2017 yılında Humus ve Hama’da işlediği savaş suçları nedeniyle İç Güvenlik Güçleri tarafından yakalandı.
  • Sednaya Askeri Cezaevi’nde görev almış, işkence ve infaz dahil birçok suça karışmış eski albay Heysem Rahhal Halep’te yakalandı.
  • Geçiş dönemi adaleti talebiyle başlayan sivil gösteriler, kısa sürede Halep, İdlib ve Şam dahil olmak üzere birçok büyük şehirde rejim destekçisi olduğu iddia edilen kişileri hedef alan şiddet yanlısı kalabalıklara dönüştü.
  • Suriye’nin Baş Müftüsü Üsame el Rifai bir açıklama yaparak bireysel intikam eylemlerinin doğrudan toplumsal barışı tehdit ettiğini söyledi ve adaletin sağlanmasının tek yolunun kurumsal hukuk olduğunu vurguladı.
  • Syria in Transition tarafından düzenlenen ankete katılan Suriyelilerin çoğunluğu rejim yanlıların yargılanma sürecinin adalet sağlayacağını düşünmüyor.

2. Neden Önemli?

Suriye’deki yeni hükümetin başa geçmesiyle, ülkenin uluslararası meşruiyetini yeniden inşa etme fikri ve çabası çok fazla öne çıkmıştı. Bu bağlamda yeni hükümetinin Suriye’yi uluslararası sisteme yeniden entegre etmeyi başarması en önemli gelişmelerin başında yer alıyor. Ancak Suriye hükümeti için yerel meşruiyeti sağlamanın temel yongasının geçiş dönemi adaletinin sağlanmasından geçtiği net şekilde ifade edilebilir.

Nitekim Suriye hükümeti, 14 yıllık savaş döneminde birçok farklı kesimin birbirine beslediği husumet ve savaşta özellikle çoğunluğu Sünni kesimden olan mağdur milyonlarca insanın adalet ve hatta zaman zaman intikam beklentisini karşılamak ve hukuk çerçevesinde adaleti gerçekleştirmekle sorumludur. Adaletin sağlanamadığı bir denklemde, ülke genelindeki devlet otoritesini tehdit edecek bir kaotik ortamın çıkması tehlikesi bulunmaktadır. Bu bağlamda geniş halk kitlelerinde geçiş dönemi adaletinin yeterli seviyede sağlanmadığı görüşü ciddi toplumsal olaylara yol açabilecek bir tehdit olarak ortaya çıkmaktadır. Nitekim yaşanan bazı hadiseler bu bağlamdaki sosyal gerilimin varlığını kanıtlamıştır.

Suriye hükümeti hem eski rejim saflarında görev almış orta ve üst düzey suçluları yakalamak hem de onları mahkeme karşısına çıkarmak konusunda geç kalmış olsa da gecikmiş geçiş dönemi adaleti uygulamasının kolluk ve hukuk alanında son aylarda hızlandığı görülmektedir.

IV. İsrail, Süveyda ve Dürziler

1. Genel özet

  • Zorla yerinden edilmiş Bedevi Araplara ait mülklerin paylaşımı konusundaki anlaşmazlık nedeniyle yerel Dürzi milisler arasında silahlı çatışmalar yaşandı.
  • Süveyda’daki öğretmenler, İsrail destekli Dürzi lider Hikmet el-Haceri’nin Eğitim Müdürü Safvan Balan’ı Şam hükümetiyle iş birliği yaptığı iddiasıyla görevden almasının ardından greve gitti.
  • İsrail hükümeti, Golan Tepeleri’ndeki yerleşimlerin genişletilmesi için geniş çaplı bir planı onayladı. Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, ilave 335 milyon dolarlık yatırım yapılacağını açıkladı.
  • İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ordudan Lübnan’daki güvenlik bölgesini Hermon Dağı yönüne doğru genişletmesini istediğini açıkladı. Netanyahu, bu adımın yerel Dürzi toplulukları desteklemek amacıyla atıldığını belirtti.
  • Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Golan’ın egemen Suriye toprağı olduğunu vurguladı.
  • ABD başkanı Donald Trump’ın Suriye ve Irak Başkanlık Özel Temsilsici Tom Barrack, İsrail ile Suriye arasında doğrudan müzakerelerin yeniden başlatılması çağrısında bulundu ve Süveyda’nın Suriye ile uyumlu hale gelmesini Dürzi toplumu için “yüzyılda bir kez gelecek bir fırsat” olarak tanımladı.
  • Şam yanlısı Suriyeli Dürzi lider Leys el Balus, İslamiyet’i seçerek Müslüman olduğu açıkladı.
  • BM ile bağlantılı bir heyet, Kuneytra kırsalında İsrail’in gerçekleştirdiği çok sayıda ihlali resmî olarak kayıt altına aldı.
  • Cumhurbaşkanı Şara, Lübnanlı Dürzi lider Velid Canbolat ile ikili bir görüşme gerçekleştirerek bölgesel gelişmeleri ve Süveyda’daki durumu ele aldı.
  • Süveyda’da silahlı Dürzi gruplar arasında devam eden iç anlaşmazlıklar nedeniyle yeni çatışmalar çıktı.
  • Ülke genelindeki şiddet olayları geçen yıllara göre rekor seviyede düşük olmasına rağmen, Hikmet el Haceri’ye bağlı Dürzi milisler arasında 12 ayrı iç çatışma yaşandığı bildirildi.
  • İsrail destekli Hikmet el-Haceri’nin Süveyda’da kontrolü ele geçirmesinden sonraki dokuz aylık dönemde güney Suriye’den Ürdün’e uyuşturucu kaçakçılığının yüzde 320 arttığı bildirildi.
  • Dürzi iç gerilimlerinin ardından, İsrail yanlısı Haceri liderliğindeki Beşan Yönetim Kurulu, Ulusal Muhafızlara ait güvenlik ofisinin tamamen feshedildiğini açıkladı.
  • İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant, İsrail’in Lübnan, Suriye ve Gazze’de belirlediği güvenlik bölgelerinden çekilmeyeceğini kamuoyu önünde açıkladı.
  • İsrail güçleri Batı Dera’ya askeri bir operasyon düzenledi. Operasyon sonrasında İsrail güçleri bölgeden çekildi.
  • İsrail güçleri Kuneytra’daki Saidet el-Golan bölgesinde yeni kurdukları bir askeri kontrol noktasından bir süre sonra çekildi.
  • İsrail Kamu Yayın Kurumu, Suriye ile İsrail arasında doğrudan görüşmelerin Amerika’nın baskısı nedeniyle yeniden başlayabileceğini bildirdi.
  • İsrail Diaspora İşleri Bakanı Amichai Chikli, “Suriye ile bir savaşın er ya da geç çıkacağını” söyledi.

2. Neden Önemli?

SDG’nin entegrasyon süreciyle birlikte, Suriye’nin toprak bütünlüğüne tehdit oluşturan ve Suriye hükümetinin kontrolünde olmayan yegâne bölge Süveyda’dır. Nitekim Suriye ordusu vilayetteki mevzilerini korumasına rağmen geçen yıl yaşanan çatışmalarda İsrail’in müdahalesi sebebiyle vilayetin merkezine girmemiş, İsrail’in devam eden tehditleri nedeniyle çatışma mevcut hatlarda donmuştur.

Bölgedeki Dürzi nüfus ise güncel olarak İsrail yanlısı Şeyh Hikmet el-Haceri’nin komuta ettiği milislerce yönetilmektedir. Zaman zaman Dürzi milis grupları arasında yaşanan çatışmalar ve bazı sivil gösteriler, Dürziler içerisindeki anlaşmazlıkları ve farklılıkları ortaya koymaktadır. Ancak Süveyda meselesini sadece Suriye’nin iç meselesi olarak görmek hatalı olacaktır. İsrail’in de doğrudan bu meselenin bir parçası olduğu Süveyda meselesinin İsrail ile Suriye arasında uluslararası bir konu olduğunu unutmamak gerekmektedir. Nitekim Suriye toprakları içerisindeki askeri faaliyetlerinin yanı sıra diplomatik faaliyetleri ve söylemiyle mevcut Suriye hükümeti için en büyük tehdidin İsrail’den geldiğini söylemek doğru olacaktır. ABD arabuluculuğundaki görüşmelerin bu üç aylık dönemde ilerlemediği ve İsrail tarafından Suriye’ye dönük tehditkâr açıklamaların devam ettiği de bu gelişmeler çerçevesinde değerlendirilmelidir.

V. Türkiye Açısından Önemi

1. SDG’nin Entegrasyonu

Türkiye açısından bakıldığında SDG’nin entegrasyonu en önemli gündem maddeleri arasında yer almaktadır. Nitekim bu entegrasyon sürecinin başarılı olmasının önemi Türk makamlarınca da dile getirilmiştir. Bu bağlamda SDG’nin Suriye ordusu ve İç Güvenlik Güçleri’ne entegre edilmesi bağlamında elde edilen ilerleme, Türkiye açısından olumlu bir gelişmedir ve Türkiye’nin ulusal güvenliğe dair Suriye’den gelecek tehditlere dair endişelerini hafifletmiştir. Diğer yandan Türkiye’nin yürüttüğü ‘Terörsüz Türkiye’ süreci, PKK’nın silah bırakma ve kendisini feshetme aşamaları Suriye’deki entegrasyonla ilintilidir. Suriye’deki entegrasyon sürecinde yaşanacak olumsuzluklar Terörsüz Türkiye sürecini de olumlu veya olumsuz etkileyecektir. Son dönemdeki gidişat ele alındığında entregrason süreci Türkiye’deki süreci de kolaylaştırıcı bir unsur olarak değerlendirilebilir. Entegrasyo sürecini bu aşamaya getiren faktörler genel olarak entegrasyon sürecinde yaşanan provokasyon ve sabotaj eylemlerin göreceli olarak sınırlı kalması, Suriye devlet kademelerinde görev alan Sipan Hemo gibi eski SDG üst düzey figürlerin olumlu açıklamaları, PKK içindeki iç tartışmalar ve genel Kürt kamuoyunun pozitif algısı olarak ifade edilebilir.

2. Geçiş Dönemi Adaleti

Esed rejiminin devrilmesinin sonrasında Suriye hükümetinin yüzleştiği en büyük meydan okuma uluslararası meşruiyet arayışıydı. Bu dönemde Türkiye’nin ve Türk diplomasisinin olumlu katkıları, Suriye’nin uluslararası sisteme yeniden entegre olmasında ciddi katkı sağladı. Ayrıca Suriye’ye yönelik yaptırımların kaldırılması, Suriyeli sığınmacıların geri dönüşleri gibi gelişmeler Türk dış politikasının jeopolitik yaklaşımının somut çıktıları olarak kayda geçti. Bu bakımdan Suriye’deki istikrarın ortamının Türkiye’nin ulusal çıkarlarıyla doğrudan örtüştüğü söylenebilir. Suriye’deki kırılgan geçiş döneminin başarılı olması bu açıdan Ankara’nın arzuladığı hedeflerden birisidir. Bu bağlamda Suriye’deki istikrarın güçlenerek devam etmesi ve geçiş döneminin başarılı olması için geçiş dönemi adaletinin sağlanması, Türkiye için de önemlidir. Nitekim geçiş dönemi adaletinin sağlanamadığı veya sağlanmadığı bir denklemde Suriye’de yaşanacak toplumsal olaylar dolaylı olarak Türkiye’yi ve Türkiye’nin dış politika hedeflerini de olumsuz anlamda etkileyebilir.

3. İsrail, Süveyda ve Dürziler

Türkiye açısından, Süveyda’nın çoğrafi konumu itibariyle, vilayette yaşanan güvenlik olayları doğrudan bir tehdit oluşturmasa da Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması ve İsrail ile ilişkiler açısından önem arz etmektedir. Nitekim İsrailli bakanların, siyasetçilerin ve medyanın açıklamalarına bakıldığında, Suriye’ye yönelik söylem ve tehditlerinde düzenli olarak bir Türkiye vurgusu bulunmaktadır. İsrail’in Türkiye aleyhindeki söylemleri ve tehditleri, Türkiye’nin ulusal güvenliğini ve jeopolitik durumunu doğrudan etkileyen önemli bölgesel dinamiklerden birisidir. Bu bağlamda, İsrail faktörünün Türkiye’nin Süveyda konusuna daha ilgili olmasına ve Ürdün sınırında yer alan vilayetteki gelişmeleri önemsemesine yol açmaktadır. Ayrıca bölgesel güç dengeleri açısından Suriye ile İsrail arasındaki müzakereler ve gerilimler de doğrudan Türkiye’yi ilgilendirmektedir.

VI. Temel Eğilimler ve İleriye Dönük Genel Öngörüler

SDG’nin entegrasyon sürecinde genel eğiliminin pozitif olduğu ve Şam yönetimi ile SDG arasında adım adım ilerleyen bir sürecin olduğu gözlemlenmiştir. Bu bağlamda sağlanan ilerlemeyle ileriye dönük daha kritik ve daha sembolik öneme haiz adımların gündeme gelmesi beklenebilir. Her ne kadar sürecin önümüzdeki üç aylık süreçte tamamlanması beklemek olası görülmese de önümüzdeki dönemde müzakerelerin başlayacağı öngörülebilir. Bu bağlamda özellikle SDG’nin kendisini resmi olarak feshetmesi, Mazlum Abdi’nin entegrasyon sonrası Suriye’deki konumu ve rolünün ne olacağı, PYD ve PYD’nin kurduğu TEV-DEM çatı yapılanmasının lağvedilmesi ve PKK kadrolarından Suriye’ye gelen ve Suriyeli olmayan kişilerin Suriye’yi terk etmesi gibi kritik maddelerin öne çıkması beklenebilir. Ayrıca Suriye’deki meclis için Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın 70 kişilik atamayı ilan etmesi ve meclisin çalışmalarına başlamasının önümüzdeki dönemde olması öngörülmektedir. Meclisin açılışıyla birlikte, Suriye’deki yasama sürecinin de başlamasıyla, birçok farklı hukuki ve yasal tartışmanın başlaması beklenebilir. Ancak SDG’nin meclis aritmetiği içerisindeki zayıf konumu, entegrasyon bağlamında SDG’yi farklı bir zemin arayışına sokabilir.

Geçiş dönemi adaleti açısından önümüzdeki üç aylık dönemde Suriye’deki geniş halk kitlesindeki rahatsızlığın daha belirgin hale gelmesi ve Suriye içerisinde zaman zaman toplumsal olaylar yaşanması olası bir tehlike olarak görülmektedir. Nitekim yürürlükte olan mahkeme süreçleri geniş halk kitleleri tarafından yeterli bulunulmadığına dair anket çalışmaları buna işaret etmektedir. Ayrıca Suriye’deki insanların 14 yıllık süreç içerisinde yaşadıkları sorunların ve mağduriyetlerin de tanzim edilmesinin karşısındaki engeller ve zorluklar, mağdur geniş halk kitlelerini adalet arayışına itecektir. Bu adalet arayışının provokasyona açık bir durum oluşturduğu değerlendirilmektedir. Bu riske karşı Suriye hükümetinin önümüzdeki süreçte daha önceki süreçlerdeki yaklaşımının aksine uluslararası alandan daha çok iç kamuoyuna yönelik politikalar geliştirmesi ve iç meselelere daha çok kapasite ayırması beklenebilir.

İsrail ile Suriye arasındaki genel eğilimlere bakıldığında, İsrail’in saldırgan ve uzlaşmaz tutumunun Suriye tarafında ciddi bir bıkkınlık oluşturduğu ve müzakere yoluyla bir güvenlik mekanizmasının kurulmasının zorlaştırdığı görülmektedir. Ancak hem Süveyda’daki İsrail yanlısı grupların karşılaştıkları zorluklar hem de İran savaşının sonuçları üzerinden ABD ile İsrail yönetimleri arasındaki anlaşmazlıkların İsrail’i bir nebze olsa da köşeye sıkıştırdığı söylenebilir. Özellikle Amerikan yönetimi İran ile bir kapsamlı anlaşma sağlayabilirse, İsrail’in dış politika yaklaşımı ABD için ciddi bir sorun haline geleceği değerlendirilmektedir. Bu bağlamda İsrail’in sınırlandırılması ve dizginlenmesi gerektiği noktasında Türkiye’nin da birincil ağızdan dile getirdiği görüş bölgesel olarak hâkim hale gelebilir. Bu senaryoda, ABD’nin İsrail’i tekrar Suriye ile masaya oturtması ve Süveyda’daki Dürziler içerisindeki çatışma ve sorunlardan da hareketle, tekrar güvenlik mekanizması için bir arabuluculuk yapması olası görülmektedir.

Araştırmacı hakkında

مركز عمران للدراسات الاستراتيجية

مؤسسة بحثية مستقلة ذات دور رائد في البناء العلمي والمعرفي لسوريا والمنطقة دولةً ومجتمعاً وإنساناً، ترقى لتكون مرجعاً لترشيد السياسات ورسم الاستراتيجيات. مؤسسة لا ربحية مستقلة مسجلة قانونياً في تركيا، كمؤسسة بحثية تسعى لأن تكون مرجعاً أساساً ورافداً لصنّاع القرار في سوريا والمنطقة في المجالات السياسية والاقتصادية والاجتماعية. يُنتج المركز الدراسات المنهجية المنظّمة التي تساند […]

Tüm araştırmacı çalışmalarını görüntüle →